Üç haftadır yazmıyordum, yazamamıştım. Bir arkadaşımın dediği gibi “tembelliğimden” di yazamamam. Kendimce bu yirmi gün içinde öne çıkan olayları yorumlamalıydım.
Üç haftadır yazmıyordum, yazamamıştım. Bir arkadaşımın dediği gibi “tembelliğimden” di yazamamam. Kendimce bu yirmi gün içinde öne çıkan olayları yorumlamalıydım.
Hopa olayı, insanın çıkardan tehditten uzaklaşıp, sadece geleceğimizi insanlık olarak “nasıl düzgün vaziyete getirebiliriz” i samimi bir şekilde cevaplayan genç aydınlarımızın eylemi. Bilim, gençliği her zaman basite kaçmadan doğruyu üretmeye ve toplumun önüne koymaya çalışmıştır; korkmadan tereddüt etmeden. Toplumda da yankısını buldu zaten.
Paralı askerlik; askerlikle birlikte değerlendirmek gereken çok şey var diye düşünüyorum. Askerlik öz olarak insanı nasıl yok edeceğini, imha edeceğini, bilimsel olarak üretmek ve bu doğrultuda eğitim ve örgütlenme yapma olgusudur. Bu anlamıyla askerlik olumsuz bir meslek ve bilim dalıdır. Bizim asıl ilgilenmemiz gereken yan daha mutlu ve refah içindeki toplumları nasıl üretiriz olmalıdır. Bazı insanlarımızın bu eğitimden para vererek kurtulmaları ehveni şerdir. Öz savunmamız için gereklidir gibi savlamada bu günkü Türkiye’deki askerlerin durumlarıyla alakalı değildir. Emir komutanı, Nato ve ABD tarafından gerekli olduğu süreç yapılabilen pek çoğunun yine ABD’de eğitildiği bir ordu ne kadar savunma yapma eğiliminde olabilir. Artık bizim diye bahsettiğimiz ordu, emperyalist, kapitalist tekellerin bölgemizdeki çıkarlarını korumak, sömürüyü etkin bir vaziyette devam ettirmekle mükelleftir. Ayrıca ülkemizde ordunun gerçekleştirdiği üç darbeyle toplumun tüm siyasi refleksi ABD ve Nato’ya teslim edilmiştir. Bahsettiğimiz ordu, böyle bir ordudur. Anlayacağınız ‘ekmek parasını’ kovalayana karşı bir durumdadır.
Dersim olayları;
Tüm dünyada devrim durumunun yoğun olarak yaşandığı yıllara denk gelmektedir. Asıl çelişki emperyalist dünya ile sosyalist dünya arasında bir çelişkidir. Genç Cumhuriyetin işçi sınıfı düşüncesi öncülüğünde bir sosyalist devrime Sovyetler Birliği ile aynı blok içerisine girme durumuna çözüm üretmek zorunda kalan İngiliz emperyalizmi politik etkinliğini yaşamaktadır. Anadolu’da var olan tüm güç odakları, İngiliz desteğini yanında hissetmek durumundadır. Bu desteği kaybeden yok olacaktır. Bu bilinç, sürekli canlı tutularak Anadolu’daki halkın Sovyet düşüncesiyle aynı blokta bütünleşmesi engellenmiştir. Bu olay Dünya politikasının kırılma noktalarından birisidir. Bu dönemde toplumda bazı reformlar yapılmasına rağmen devrimsel bir değişim yoktur. Ayrıca devrimci bir devinimi yaratabilecek amele cemiyeti önderleri ta baştan kontrol altına alınmış ya da öldürülmüşlerdir. Mustafa Suphi, Komünist Parti Yöneticisi 15 kişi Karadeniz de boğularak öldürülmüştür. Bunu yapan Trabzonlu şahıslar daha sonra Atatürk’ün koruma müdürü Topal Osman tarafından öldürülmüştür. Nazım Hikmet Ran 23 ve 38 yılları arasında 10 kez yargılanmış bir kez yurtdışına firar etmiştir. Ayrıca 1938 yılında aldığı hapis cezası nedeniyle 1950 yılına kadar cezaevinde yatmıştır. Devrimci olan Nazım ve arkadaşlarıdır. Onları cezaevine koyanlar asla devrimci değildir.
Bu gün 1923 ve 1950 arasındaki baskıyı halkların kırılması ve komünist takibatların devrimin komünist takibatlarını devrimi Tunç Eli diye savunanlar Nazım’ın şiirlerini fonda okuma yüzsüzlüğünü göstermektedirler. Bir tarafta on binlerce insanın öldürüldüğü diğer tarafta sadece birkaç kişinin öldüğü bir isyan girişimi. Dersim halkı otorite tanımazlığını canıyla ödemiştir.
Filistin Devleti doğum sancılarını çekiyor. Emperyalist ABD ve İsrail kendilerini kontrol edebilecekleri bir Filistin Devletini Türkiye’nin eliyle oluşturulabileceğini düşünüyorlar. Filistin yönetimindeki İran ve Suriye etkisini kırıp, kendi saflarındaki Müslüman Türkiye’ye bağımlı vaziyete dönüştürmeye çalışmaktadırlar. Buna Rusya da müdahil olmaya çalışıyor ama yüksek sesle konuşmaları, beyanatları, kendi ülkesindeki komünist partinin önünü kesme çabası ve Suriye’ye karşı olan askeri sorumluluğudur gibi görünüyor.
Halkların diğer emperyalist güçlerin çıkarları için savaşmadığı günlerin yakın olması dileğiyle.
Yorumlar
Bu Köşe Yazısına Henüz Yorum Yapılmamış.
İlk Yorum Yapan Siz Olun.
Yorum Yaz



