Sultan Galiyev’in sekreteryasını yapan ve Sömürgeler Enternasyonali’ne büyük emek koyan Mustafa Suphi ve yoldaşları, Asya'da ve diğer sömürge kıtalarda (Afrika, Latin Amerika) sosyalizmin anahtarını emperyalizme karşı mücadelede görüyorlardı. 
Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) önderi Mustafa Suphi ve yoldaşları 87 yıl önce 28-29 Ocak 1921 gecesi katledildi. Onbeşler Katliamı olarak da anılan olayda, Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı Anadolu’da emperyalizme karşı mücadeleyi yükseltmek üzere Bakü’den yola çıkmışlar, ancak Karadeniz’de öldürülmüşlerdi. Bu katliamın ardında Ocak 1921 başında Sömürgeler Enternasyonalinden rahatsız olan İngiliz Emperyalizminin Ankara ve Moskova ile yaptığı gizli saldırmazlık anlaşmaları yatmaktadır. Asya kolektivizminden korkan İngiliz ve Amerikan İndüvalizmi gelişecek sömürgeler devrimci yolunun önünü kesmek için Türkiye’de bu katliamın gerçekleşmesinde işbirlikçilerine önayak olmuştur.
87 yıl önce katledilen Mustafa Suphi, Ethem Nejat, Kâzım Ali, Bahaeddin, Emin Şefik, Cemil Nazmi, Kâzım Hulusi, Halitoğlu Mehmet, İsmail Hakkı (Topçu), Hayreddin, Mehmet Ali, Dr. İsmail Hakkı, Maksut, Mustafaoğlu Mehmet ve Çitoğlu Nazmi İsmail, TKP’nin lider kadrosunu oluşturuyordu. Aynı dönem Stalin önderliğinde Sovyetlerde Sömürgeler Enternasyonali çizgisindeki Galiyevcilerede aynı operasyonlar yapılacaktır. Katliam sonrası Türkiyede Sömürgeler Enternasyonalini destekleyen Devrimciler, Yeşil Ordu ve Kuvva-i Milliye liderleri Çerkez Etem ve Demirci Mehmet Efe tasfiye edileceklerdir.
Mustafa Suphi’nin önderlik ettiği mücadele yaşıyor
Mustafa Suphi Giresun'da doğdu. Öğrenimini Kudüs, Şam ve Erzurum'dan sonra Galatasaray Lisesi'nde sürdürdü. Siyaset bilimi okuduğu Paris'te Tanin gazetesinin muhabirliğini yaptı. Türkiye'ye döndüğünde hukuk ve iktisat dersleri verdi, gazeteciliğe yayın yönetmenliğini üstlendiği İfham gazetesinde devam etti. Hükümetin Mahmut Şevket Paşa suikastını bahane ederek muhalefete karşı giriştiği kampanyadan Suphi'nin payına 15 yıllık mahkumiyet düşecekti.
Mustafa Suphi, Sinop'tan Rusya'ya geçti; savaş esiri sayılarak sürgüne yollandı. 1915'te Urallar'da sürgünde Bolşevik Parti'ye katıldı. 1918'de Moskova'da bir Türk sosyalistleri kongresinin toplanmasında görev aldı, Müslüman Halklar Komiserliği'nde çalıştı, Doğu Propaganda Dairesi Türk Seksiyonu'nun başkanlığını yürüttü, Komintern kongresine Türkiye delegesi olarak katıldı.
Parti kuruluş çalışmaları 10 Eylül 1920'de Türkiye Komünist Fırkası'nın Birinci Kongresi ile meyvesini verdi. Genel başkanlığa seçilen Suphi'nin temel perspektifi örgütlenmeyi Türkiye’ye taşımak, komünist hareketin Kurtuluş Savaşı'nda aktif biçimde yerini almasını sağlamaktı. Önderlik ettiği bu devrimci ve yurtsever girişim 28-29 Ocak 1921 gecesi, Trabzon açıklarında kanlı bir katliamda parti yöneticisi yoldaşlarıyla birlikte hayatını vermesiyle son buldu.
“Anadolu'nun çeşitli yerlerindeki partizan müfrezeleri arasında bağlar kurmak için cephe gerisi sağlamak ve bu hareketi güçlendirmek için Askeri-Devrim Komitesi kurmak gerekir. Bu teşkilat bağımsız olacak, ama bizim örgütlerin güdümünde bulunacak. Türkiye Askeri-Devrim Komitesi'nin bütün işi, gerek Sovyet Rusya'da ve gerekse tüm dünyada sosyal devrim hareketinin devamı ve muhafazası doğrultusunda yoğunlaşacak. O, İngiliz - Fransız işgalcilerine karşı Anadolu hareketine, bu hareketin Kafkaslara yayılmasına, o yerlerde Sovyet erki örgütlenmesine geniş yardım gösterecek. Türkiye Askeri-Devrim Komitesi doğacak ilk olanaktan yararlanıp Anadolu'daki bütün işleri kendi eline alarak Sosyalist Türkiye'yi kuracak ve sınırdaş Sovyet Rusya ile el ele verme amacına yönelecek.” (M. Suphi; Moskova, 28 Ekim 1919)
Oldukça erken bir tarihte, 1919 yılında işgale ve emperyalizme karşı mücadelenin örgütlenmesi için yüzünü Anadolu'ya çevirmiş olan Suphi, emperyalizme karşı mücadelenin ve yurtseverliğin sosyalist iktidarın anahtarı olduğuna inanıyordu.

Onbeşler İçin
Yangınlara fazla bakan gözler yaşarmaz
Alnı kızıl yıldızlı baş secdeye varmaz
Dövüşenler ölenlerin tutmaz yasını
Yine fakat bir yıldırım zulmeti yırtsa
Sağır göğün koynundaki çanı haykırtsa
Anıyoruz göğsünüzün son sayhasını

Eski cihan yeni cihan önünde eğil!
Aramızdan birkaç yoldaş ayırmak değil,
Her ne yapsan varacağız emelimize!
Karadeniz bunu duysun derinliklerin:
O ateşli göğüsleri delen hançerin
Kabzasını alacağız biz elimize!
Nazım Hikmet - VaNu (Batum, 1922) 



Yorumlar

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış.
İlk Yorum Yapan Siz Olun.

Yorum Yaz